4
Mar

Pablo NERUDA - Ölüm

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

ÖLÜM

I
Dünyaya birçok kez gelmişim
Yok olmuş yıldızların dibinden
Ellerimde tuttuğum
Ölümsüzlük bağlarını dokuyarak
Şimdi öleceğim yeniden
Vücudumu örten toprağa sarınarak!

II
Ne papazların sattığı
Gökyüzünden bir parça aldım.
Ne de tembel zenginler için
Metafizikçilerin,
Düzüp koştuğu, karanlıklardan.

III
Ölüm içinde yoksullarla bir olmak istiyorum
Göğü elinde tutanların kamçıladığı
İnceleme yeteneği olmayanlarla!
Şimdiyse ölüme hazırım
Beni saran bir elbise gibi
Sevdiğim renkten
Boyu bosuma tıpatıp; uygun
Ve benim için gerekli olan
Beni saran bir elbise gibi!

Pablo NERUDA

4
Mar

Pablo NERUDA - Ogullari Ölen Analara Türkü

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

OĞULLARI ÖLEN ANALARA TÜRKÜ

Onlar ölmediler yok,
Ateş fitiller gibi:
Dimdik ayakta,
Barut ortasındalar!

Karıştı, bakır tenli
Çayır çimene,
Karıştı,
O canım hayalleri:
Zırhlı bir rüzgar,
Perdesi gibi;
Bir set gibi:
Kızgın çehreli,
Göğüs gibi:
Göğün görünmez göğsü gibi!

Analar, onlar ayakta
Buğday içindeler, onlar,
Yücelerden yüce dururlar:
Dünyayı doruktan seyreden,
Bir öğle güneşi gibi.
Bir çan darbeleri gibi,
Onlar.
Ölmüş gövdeler arasında,
Zaferi çekiçleyen bir ses gibi
Onlar,
Kara bir ses gibi.
Ey canevinden vurulmuş,
Toz duman olmuş bacılar!
İnanın oğullarınıza.
Kök oldu onlar,
Sade kök:
Kan suratlı,
Taşlar altında.
Karışmadı toprağa,
Dağılmış kemikçikleri.
Ağızları ısırır hala,
Kuru barutu;
Ve demir bir okyanus gibi,
Titreşirler hala.
Ben ölmedim der,
Yumrukları;
Yukarı kalkık yumrukları,
Daha.

Bunca yere düşmüşlerden,
Yenilmez bir hayat doğar:
Bir tek beden olur,
Analar, bayraklar, çocuklar,
Hayat gibi canlı tek bir beden;
Bir yüz bekler karanlıkları,
Ölü gözleriyle,
Kılıcı dopdolu,
Dünya ümitlerinden.

Dursun,

Dursun yas esvaplarınız.
Yığın derleyin,
Gözyaşlarınızı;
Bir metal oluncaya kadar:
Bununla vuracağız,
Gündüz gece;
Bununla çiğneyeceğiz,
Gündüz gece;
Bununla tüküreceğiz
Gündüz gece
Kin kapılarını,
Kırıncaya kadar.

Oğullarınızı bilirdim,
Unutmadım acılarınızı.
Ölümleriyle nasıl kıvandıysam,
Hayatlarıyla da öyleyimdir.
Onların gülüşleridir:
Karanlık atölyeleri ışıtan.
Her gün metroda, yanıbaşımda:
Onların ayak sesleridir,
Çın çın.
Akdeniz portakallarında,
Güney ağları içinde;
Yapılarda,
Basımevi mürekkeplerinde;
Kalplerini tutuşur gördüm onların,
Güçle, yangınla.

Ben de sizler gibiyim, analar .
Benim kalbim de yas dolu, ölüm dolu.
Gülüşlerinizi öldüren kanla,
Serpilip gelişmiş;
Bir orman gibidir kalbim.
Günlerin kahredici yalnızlığı,
Uyanışın sisli öfkeleri
Girmiştir içine.

Susamış sırtlanları,
Bitip tükenmez ürmeleriyle
Afrikadan gürleyen hayvan sesini;
Öfkeyi, iniltileri, hoşgörmeleri,
Bırakın, bir yana bırakın.
Ölümün ve tasanın
Çemberinden geçmiş analar,
Doğan ulu günün ortasına bakın:
Bu topraktan güler ölüleriniz.
Kalkık yumrukları titrer,
Buğdayın üstünde,
Bilesiniz.

Pablo NERUDA

4
Mar

Pablo NERUDA - Nitrat Adamlari

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

NİTRAT ADAMLARI

Güherçile ülkesindeyim bilinmez kahramanlarla
Gezegenin sert kabuğunda,
İnce ve bereketli karı,
Küreyen ve kazanlarla:
Onların toprak ellerini övünçle sıktım
Bana:
“Bak, dediler kardeş, Humberston’da, Mapoşo’da,
Rikaventura’da ve Paloma’da
Ve Pan dö Azukar’da, Piojilo’da
Nasıl yaşıyoruz bak!”
Bana günlük yiyeceklerini,
Toprak damlarını,
Güneşi, tozu, sinekleri
Ve büyük yalnızlığı gösterdiler.
Ellerinin ayaları,
Kürek saplarıyla parçalanmış
Kirizmacıları gördüm ormanda
Madenin dibinden,
Cehennemden gelen bir ses duydum
Üzerimde:
Tozla, terle, kanla yoğrulmuş
Bir yaratıktı bu
Ve bana diyordu ki bu yüz:
“Gittiğin her yerde
Bu işkencelerden söz et
Bu cehennemde yaşayan
Kardeşinden
Öteki kardeşine ilet
Öylece!”

Pablo NERUDA

4
Mar

Pablo NERUDA - Nazım’a Bir Güz Çelengi

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

NÂZIM’A BİR GÜZ ÇELENGİ

Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız
şimdi
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek
miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın
bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta,
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa

Sana Şili’nin kış krizantemlerinden bir demet sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üstünde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan…

Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da yalnızım
sensiz
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen yüzünden
yoksun
Dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
Rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan.

Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde

Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlar
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya.
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için! Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.

Pablo NERUDA

Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU

4
Mar

Pablo NERUDA - Muzaffer Halk

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

MUZAFFER HALK

Yüreğim bu kavganın içinde
Kazanacak halkım
Bütün halklar kazanacak bir bir.
Bu acılar, ıslak bir mendil gibi
Kumlar arasından
Şehit duraklarından.
Süzülüp ortaya çıkaracak her şeyi,
Şanlı günler yakındır çünkü
Kinler susacak bir an
Ceza veren eller titremesin diye,
Günler tam dolsun diye,
Halk caddelerde.
Bir güzel, bir güçlü
Yerini alsın diye!
İşte benim günüm bu
İşte hoşgörürlüğüm
Başka sancağım yok benim!

Pablo NERUDA

4
Mar

Pablo NERUDA - Macchu Picchu’ nun Doruklari

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

MACCHU-PİCCHU’NUN DORUKLARI

(XI)
(Seçme)

Karman çorman tantananın,
Taş gecenin ortasına,bırak;
Bırak daldırayım, ellerimi.
Bırak.
Unutulmuşun koca yüreği:
Bir kuş gibi çırpınsın bende,
Bir kuş gibi,
Bin yıldır tutsak!
Ko, bugün unutayım,
Bu bahtiyarlığı;
Bu, denizden daha engin olan,
Çünkü:
Denizden ve adalardan da
Engindir insan.
Çünkü:
Bir kuyuya düşer gibi,
Düşmek gerek ona,
İnsana;
Batık gerçeklere,
Sırlı bir su dalına tutunarak,
Çıkmak için:
Uçurumdan.

(XII)

Çık kardeş,
Benimle doğmaya gel.

Ver elini,
Yayılmış ağrının,
En derin yerinden.
Kaya diplerinden,
Dönecek değilsin,
Ve yeraltı çağlarından;
Geri dönmeyecek,
Taş kesilmiş sesin;
Ve gözlerin, oyuk gözlerin.
Yerin dibinden bak bana:
Sen çiftçi, dokumacı,
Garip çoban sen;
Sen, eğitmen
Guanako’lar (*) eğitmeni
Sen duvarcı,
İskelesine güvenemeyen;
Sen, And dağlarından,
Gözyaşı getiren;
Sen,
Ezik parmaklı mücevherci;
Sen köylü,
Ekininin üstüne titreyen;
Sen,
Taşının hamuruyla yoğrulmuş
Çömlekçi;
Boşaltın,
Bu yeni hayatın kadehine,
Eski gömülmüş acılarınızı;
Kanınızı gösterin bana,
Saban izinizi bana.

Burasıydı,
İşkenceye tutulduğum yer,
Işık vermiyor diye mücevher;
Deyin bana.
Deyin bana,
Taşın ve tanenin,
Vaktinde verdiğini.
Taşı gösterin bana,
Gömüldüğünüz.
Ağacı gösterin,
Çarmıha gerildiğiniz.
Çakın,
Eski çakmak taşlarını;
Yakın,
Eski lambaları bana;
Kırbaçları gösterin,
Kırbaçları;
Yüzyıllarca,
Yaralara işlemiş;
Ve pırıl pırıl,
Kanlı baltaları bana.
Ölü ağzınızla,
Konuşmaya geldim.
Derleyip toparlayın,
Tümcek;
Dil vermez dudaklarınızı,
Toprağın kıyıcığında.
Anlatın,
Bu bitmez geceyi bir bir.
Nasıl,
Sizlerle bağlanmıştım ben:
Zincir zincir,
Halka halka, adım adım,
Anlatın ne varsa anlatın.
Bileyin,
Saklı bıçaklarınızı;
Saplayın ellerime,
Göğsüme saplayın;
Sarı ışıklı bir nehir gibi,
Kaplanların gömüldüğü,
Bir nehir gibi.
Koyun ki ağlayayım, koyun,
Koyun ki saatlerce,
Günlerce, yıllar yılı;
Koyun ki kör çağlarca,
Yıldız yüzyıllarınca.

Sükun verin bana,
Su verin, ümit verin.

Kavga verin bana,
Demir verin, volkanları verin.

Sarmaş dolaş olun benimle,
Sevdalılar gibi.

Damarlarıma seğirtin,
Koşun ağzıma.

Dilimle konuşun, kanımla.

(*) Guanako: Güney Amerika laması.

Pablo NERUDA

4
Mar

Pablo NERUDA - Luis Cortes (De Tocopilla)

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

LUİS CORTES (DE TOCOPILLA)

Yoldaşım, benim adım Cortes!
Tocopılla bastırması sırasında beni tutsak ettiler
Pisagua’ya attılar beni
Biliyorsunuz kardaş ne demektir bu
Bir çoğu hastalandı, bir kısmı çıldırdı
Burası Gonzales Videla toplama kamplarından

daha berbat bir yer
Bir sabah Angel Veas’ın kalpten öldüğünü gördüm
Tel örgülerle çevrili katil kumlar üstünde
Onu can verirken kıvranıyor görmek
Müthiş bir şeydi,
Harika yaşamından sonra.
Ben de kalbimden hasta olduğumu hissedince
Garutaya’ya aktarma ettiler beni
Bu yeri bilmiyorsunuz kardaş
Burası Bolivya sınırı yakınında
Beş bin metrede bir yerdir yüceden
İçilen su acıdır
Deniz suyundan daha acıdır
Ve yaprak bitiyle doludur.
Hava çok da soğuk
Gök sanki üstten
Üstümüze düşecek gibi
Jandarmalar acıdılar
Ölüm buyruğuna karşı geldiler
Bir sedyeye bile koymadan
Bir katıra sardılar, yirmi altı saat
Dağlardan aşağıya doğru inmeye başladım
Vücudum dayanmaz oldu daha, yoldaşlar
Yolsuz sıradağlar arasında.
Hasta kalbimle,
İşte önünüzdeyim ben, bakınız
Sızı, yara bere içindeki bana
Bilmem daha ne kadar yaşayacağım
Bunlar sizin içinizi sızlatıyor
Bir şey sormayacağım daha
Kötü lanetliyi halka anlatın sizler
Acılarımıza,
Sırtlanca gülerek başa geçenleri.
Ölümümün hiç önemi yok
Ve çektiklerimizin
Mücadele uzun sürecek
Ve bunların bilinmesi gerek
Arkadaş unutma
Bilinmesi gerek bunların.

Pablo NERUDA

4
Mar

Pablo NERUDA - Kizil Çizgi

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

KIZIL ÇİZGİ

Daha sonra, kral
Yorgun ellerini kaldırdı
Ve haydutların
Yüzleri üstünden
Dokundu duvarlara
Kırmızı çizgi
Çektiler buraya
Altın ve gümüşle
Doldurmak gerekiyordu
Üç odayı
Kanlarının çizgisine dek
Doldurmak gerekiyordu
Altının çarkı geceler boyu döndü,
Ve şehitler çarkı hiç durmamacasına.
Toprağı pençelediler
Köpük ve sevgi mücevherlerini ipliğe
Geçirdiler
Nişanlının bileziklerini kopardılar
Tanrılarını bıraktılar
Çiftçi eski antika paralarını teslim etti
Balıkçı altın damlasını
Demir parmaklıklarda bir yankı titredi
Ve yüceliklerde cevap verirken mesaj ve ses
Altının çarkı dönmeye devam ediyordu
O zaman kaplanlar toplandılar
Kan ve gözyaşını paylaştırdılar
Atahualpa biraz kederliydi
Ve And’ların sarp yönünde bekliyordu
Kapılar açılmadılar
Akbabalar her şeyi bölüştüler
Mücevherlerin en son kertesine dek
Dinsel firuzeleri
Ve kana bulanmış
Ve gümüş dokunmuş elbiseler
Ve haydutların tırnakları
Her şeyi ölçüyordu
Ve keşişin gülüşleri arasında
Haydutlar arasında
Kral onu kederle dinliyordu.

Yüreği bir vazo gibiydi
Kininin acı özü gibi
Bir sancıyla dopdolu
Cephelerini düşündü
Cuzco’nun yücesinde
Kendi çağında
Prenseslerini
Egemenliğinde bir ürperme oldu
İçindeki olgunluğu hissetti ama
Umutsuz barışı bir hüzündü
Huascar’ı düşündü.
Yabancılar, burdan mı geçecekler
Her şey bir bilmece, her şey bıçaktı
Her şey sessizlikti
Yalnız kızıl çizgi canlı, çırpınıyordu:
Ölen dilsiz krallığın
Sarı bağırlarını yutan
O zaman Valvarde ölümle girdi
“Senin adın Juan bundan böyle” dedi
Tam hazırlandığı sırada
Odun yığını
Ağırbaşlılıkla cevap verdi: “Juan
Öyleyse benim ölüm adım olacak Juan”,
Artık, ölümün ne anlama geldiğini hesaba katmayarak

Boynuna ip geçirdiler: bir çelik kanca

Peru’nun ruhuna girdi.

Pablo NERUDA

4
Mar

Pablo NERUDA - Kiyimlar

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

KIYIMLAR

Ama o zaman kan saklandı
(Köklerin arasında yıkandı ve inkar gelindi
Bu öyle geçmişte olmuştu ki) Güney’in yağmuru

onu her yerden sildi
Öyle vakit geçmişti ki güherçile onu yedi Pampa

içinde
Halkın ölümü her zamanki gibi oldu
Sanki hiç kimse ölmüyordu
Sanki bunlar toprak üstüne düşen taşlardı
Su üstüne düşen su.
Kuzeyden güneye ölüleri toz ettiler
Yaktılar onları karanlıklar içinde gömdüler
Gecede sessizlik içinde yok ettiler
Bir maden ocağında istif ettiler hepsini
Kemiklerini denize attılar.
Bugün nerede olduğunu kimse bilmiyor
Mezarları yok hepsi de dağılmışlardır
Vatanın kökleri arasında
Parmakları şehit parmağı gibiler
Yürekleri kurşuna dizildiler
Pampa yiğitleri
Sessizliğin başbuğları
Şili’lerin gülüşleri hepsi de
Katiller vücutlarını nereye gömdüler
Bilen yok
Ama topraktan çıkacaklar halkın kıyam gününde
Düşen kanı geri alacaklar

Suç Plaza’nın tam ortasında oldu

Çalı saklayamadı halkın temiz kanını
Ve Pampa bu kanı içemedi
Hiç kimse bu suçu saklayamadı

Suç vatanın tam göbeğinde oldu.

Pablo NERUDA

4
Mar

Pablo NERUDA - Julius Fuçik’le Konusma

   yazan: admin    pablo neruda    kez tıklandı

JULİUS FUÇİK’LE
KONUŞMA

(Seçme)

1
SOKAK DOSTUM

Prag sokaklarında kıştı
Julius Fuçik’in buyur edildiği
Taş duvarlı evi arşınlıyordum her gün.
Ev hiçbir şey anlatmadı bana
Ne demir çubuklar,
Ne sağır pencereli buz gibi ev
Yani hiçbir şey.
Her gün buradan geçiyordum ama,
Duvarları elliyor bakıyordum
Bir yankı arıyordum,
Koçyiğit savaşçının sesinden ve sözünden!

Günlerden bir gün
Alnı gözüktü duvarlardan,
Başka bir akşam elleri;
Sonra kendisi çıktı ortaya:
Can dostum eşlik etti bana!
Venceslas alanında
Ve Havelska’nın eski çarşısında
Pragın kül rengi bir gül gibi yüceldiği
Strahov bahçelerinde!

Pablo NERUDA